İstanbul Ağrı Merkezi

 

Hakkında

Tıbbın genel ahlaki kuralları içinde hastanın bilimsel değerlerden ödün vermeden incelenmesi ve bir sonuca varılması ön koşuldur. Bu da ancak her dalın kendi sınırları içerisinde sınırlı kalma dürüstlüğü ile mümkündür. Hastanın yalnızca hekimin denetiminde tedavisi yeterli değildir.Hastanın yakındığı ağrı konusunda eğitilmesi, ağrısı ile kendisinin başa çıkma yöntemlerinin öğretilmesi, kullandığı ilaçlar konusunda bilgilendirilmesi ile gerçek anlamda başarı sağlanabilir. İstanbul Ağrı Merkezi bu amaçlarla 2000 yılında Prof. Dr. Serdar Erdine tarafından  kuruldu.

Ulaşım ve iletişim olanaklarının artması ile artık dünya, bir bütün haline geldi. Gelişen teknolojik olanakların paylaşılması, bilgi birikimlerinin tüm insanlığın hizmetine verilmesini sağladı. Artık hastalar çok kısa sürede inanılmaz bir bilgi ağının içerisinde kendi rahatsızlıklarıyla ilgili bilgilere, tedavi yöntemlerine ulaşabiliyorlar. Artık sorgulayan, araştıran, tedavi yöntemlerini paylaşan yeni bir hasta profili var. Tıbbın da bu gelişim karşısında kendine çeki düzen vermesi,hastalarının  şikayetlerini , tedavi yöntemlerini paylaşması gerekiyor.

Tıbbın bilimsel ve teknolojik olanaklardan daha fazla yararlanmasının olumlu yanları olduğu gibi olumsuz yanları da ortaya çıkıyor.Tıbbın endüstrileşmesi yeni tedavi olanaklarını sağlarken,bir yandan da aşırı ve kötüye kullanım sorunları ortaya çıkıyor. Sadece görüntüleme yöntemlerine, laboratuar tetkiklerine dayanan, hastanın kliniğini geri plana atan, böylelikle gereksiz tedavileri, ameliyatları gündeme getiren, ve gün geçtikçe daha fazla yakınılan bir tıp düzeni ortaya çıkıyor. Bu da hastaların hekimlere ve tıb sistemine olan güvenini gün geçtikçe daha fazla sarsıyor. Çünki sonunda görüntülere tedaviler düzenleniyor, ameliyatlar gerçekleştiriliyor. Halbuki önemli olan görüntüleme yöntemlerinin, laboratuar bulgularının ve diğer tetkiklerin hastanın kliniği ile birlikte değerlendirilmesi ve klinik bulguların tetkik yöntemleriyle uyum sağlaması gerekiyor. Yani hastanın birebir değerlendirilmesi ,muayene edilmesi, bu arada tetkik yöntemlerinden yararlanılması gerekiyor.

Çünki tıbbı diğer pozitif bilim dallarından ayıran bir özellik var. Tıbbın kendisi basit bir pozitif bilim değil, pozitif bilimlerden yararlanan bir sanat olarak ortaya çıkıyor.